Apartman Kapısı
- Malibilgic
- 12 Tem 2022
- 3 dakikada okunur

Sevgili blogcular. Naber?
Bugün sizlere enteresan ve beni gülme krizine sokan bir olay ile geldim. Evet hala ölmedim, evet hala iyileşmedim. Ama ara sıra gülmüyor da değilim. Dünya her şeye rağmen güneşin ve kendisinin etrafında dönmesini bir şekilde sürdürüyor çünkü. Kendimi durdurdum ama onu durdurmaya gücüm yetmez.
Bu aralar beynim kafamın bir hayli dışında gezindiği için, genellikle sabahları bugün de yatağımda ölü bulunamadım diyerek bir hışımla evden çıkıp işe yetişmeye çalışıyorum genelde. Genelde geç kaldığım için uyanmam ile apartmandan çıkışım arasında 2 dakika olmuyor, bir hışımla çıkıp gidiyorum peh peh peh...
Yine öyle bir gün alel acele uyanmaya çalışarak apartmandan çıktım ve işe gittim. Öğlene doğru apartman grubuna bir mesaj geldi: apartmanın kapısı yok...
Ben tabii çıkarken var mıydı yok muydu onu bile hatırlamıyorum çünkü genelde açık durur apartmanın kapısı.
Çalınmış. Baya bildiğiniz hırsız sırtlanıp götürmüş sabaha karşı. Ben gruba polise haber verelim falan yazdım. Akşam evdeyken de apartman sakinleri bahçeye toplandı tabii ve polis çağırdık. Bir anda ne oldu anlamadım belediye başkanı bile geldi. Değişik bir topluluk olduk. Belediye başkanı, belediye başkanının anne babası, ben, apartmandan başka arkadaşlar ve mahalle sakinleri... Kapı konuşuyoruz. Meğer belediye başkanı tesadüfen oradaymış, yandaki ev onunmuş.
Buradan bir hikaye çıkacak belli diyip sigaramı yaktım izlemeye koyuldum.
Bizim apartmanın değişik bir düzeni vardır. Mesela apartmanda ışık yoktur. Yani elektriği yok apartmanın. Dairelerin var. Apartmanın yok. Kimsenin zili çalmaz bu yüzden. Zaten apartmanın kapısı da bu yüzden sürekli açık durur. En alt köşede oturan komşumuz (gerçek ismini vermeyeceğim kusura bakmayın şimdiden) Ahmet de sürekli balkonda durur. Devamlı da içer balkonda. Apartmanın sosyal içicisi. Tam da apartman kapısının yanında balkonu. Gelen geçeni bilir, ne olur ne biter her şeyi ilk elden o bilir.
Biz dışarıda polisle belediye başkanı ile falan uğraşırken bu da balkonunda her zamanki gibi, gülüyor.
Gittim yanına. Şuna biraz takılayım dedim.
Mali: Ulan Ahmet hep balkondasın, görmedin mi hırsızı?
Ahmet: Oğlum Mali ben gece 5 de nöbette miyim nasıl göreyim?
Mali: Boşuna mı oturuyorsun orada kardeşim, göz kulak ol işte.
Ahmet: Ben sonra anlatırım sana, ben zaten o gün eve 4 buçukta geldim kafam acayip iyiydi. Kapıyı değil beni çalsalar haberim olmazdı.
Apartman sakinleri de Ahmet'e takılmaya başladı. Polisler geçmiş olsun dedi, kapıyı unutun dedi gitti. Biz bıraz daha sohbet edip, soğuk su içip evlere dağıldık.
Geçenlerde Ahmet eve davet etti. Dedim ya hep içer diye. Sağlam da içer. Bi oturuşta 10-15 bira gömüyor herhalde. Benim de iki biram vardı, sohbet ederiz dedim biralarımı aldım gittim yanına.
Muhabbet ederken kapı muhabbetini açtım. Tabii o yine önden içmeye başlamış, yedinci birasına gelmiş, kafası güzel. Konuşturuyorum. Kendi ağzından açıklamasını anlatıyorum:
Mali: Ulan Ahmet kapı gitti ruhun duymadı.
Ahmet: Oğlum o gün ben eve dört buçukta geldim ve uçarak geldim yani kafam o kadar güzel. Allahtan eve gelmişim, başka yere de gidip yatabilirdim, o derece! Bak anlatayım sana. Ertesi gün de işe gideceğim diye direkt uyudum. Sabah kalktım kafam daha güzel! 2 saat uyudum. Zaten çıkarken ben de bi ibnelik var bu işte dedim ama kafam güzel olduğu için kendimden şüphe ettim. Bi beş dakika falan kapının orada durdum 'ulan burada kapı var mı yok mu şimdi?' diye kendi iç dünyamda muhasebe yaptım. Yok gibiydi abi! İşe de yetişmem lazım. Dedim kesin var da ben göremiyorum şu an, yürüdüm gittim. İş yerinde Gizem aradı (bir başka komşumuz, onun da gerçek adını veremiyorum). Diyo ki bana, sen sabah çıkarken kapı var mıydı? Valla Gizem, tam adamına sordun, ben de o ikilemdeyim! Kapı yok diyor bana. Dedim emin misin? Bak senin de kafan güzelse hiç uğraşma, o kapı kafası güzel olanlara gözükmüyor. Yok dedi, cidden yok.
Mali: Ha sen kafan güzel olunca emin olamadın? (Gülmekten kırılıyorum bu arada)
Ahmet: Tabii oğlum sen olaylara benim penceremden baksana bi ya. Hayır bi de işin en tuhaf yanı, iki saat önce apartmana giriyorsun bu kapı var. İki saat sonra çıkıyorsun yok! Kafam da güzel olunca gözlerime perde indi sandım. Ama sadece o kapıyı göstermeyen bi perde herhalde diyip yoluma devam ettim. Ben o gün öğlen anca ayıldım. Sonradan dank etti, girerken vardı çıkarken yok gibiydi (hala yok gibiydi diyor, hala emin değil).
Ben zaten kapının çalındığı gün anlamıştım, bi hikaye gizli bu olayda diye. Meğer Ahmet'in kafası o kadar güzelmiş ki, zaten sabah apartmanda kapı görememek isimli bir iç savaş vermiş. Bi de Belediye Başkanının yanında '' Oğlum ben o gün eve geldiğimde zil zurna sarhoştum'' falan diye anlatmaya başlamıştı ama biz durdurmuştuk öhöm öhöm diye diye.
Kapımız yok o günden beri. Ama apartmanımızın kedisi Duman ve köpeği Mazlum hala buradalar. Apartman daha temkinli, kapılar kilitleniyor. Ahmet hala balkonda, sekizinci birasına geçiş yapıyor...
''Oğlum kafam çok iyiydi diyorum siz bana kapı diyorsunuz, ne kapısı aq Malazgirt mi burası?!!
Yorumlar