top of page

Sayısalcılara yazar aranıyor!

  • Yazarın fotoğrafı: Malibilgic
    Malibilgic
  • 1 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 24 saat önce


Arakalem - 1 (Bundan sonra yaptığım çizimlere burada Arakalem denecektir. Çünkü neden olmasın?)
Arakalem - 1 (Bundan sonra yaptığım çizimlere burada Arakalem denecektir. Çünkü neden olmasın?)

Sene benim 18 yaşında olduğum zamanlar. Evet bir zamanlar ben de 18 yaşındaydım ama henüz bunun ne demek olduğunu bilmiyordum. 10 yaşımın üstünden gayet saçma 8 sene geçmiş ve benim için sadece sayıdan ibaret olan bir önemli yıla girmiştim. Gözünü sevdiğimin reşitliği hiçbir eşitlik getirmemiş ve zorlu bir univer ve bir o kadar da site hallerdeyim. Eğitim Fuckülkesinde vatandaşım, başka maceralara vize arıyorum!


Muratla henüz ilişkimiz yeni başlamış. Daha doğrusu mak üzere. Arkadaş mıyız, flört müyüz, yoksa aynı şeyi isteyen iki zıt karakter miyiz belli değil. O da sorgulamıyor ben de. Devam ediyoruz ilişkimize. Elimizi attığımız gibi kuruyan her şey gibi girdiğimiz tiyatro topluluğu da dağılmış ve dım ve dızlak olarak ikimiz direniyoruz ortalıkta. Yaşça da büyük biri var bize niyeyse göz kulak olan. Okuyor hala. 38 yaşında, zamanında Fuckülkeye gelmiş, oturma izni almış ve artık okulun kalıcı misafiri olmuş. O sayısalcı, matematikçi, biz ikimiz özel bir eğitim hayali içindeyiz. Farklı bölümler yani. Ama kantin ortak! Buluşmalar gayet yasal!


Geliyor bize Zahit abi. Kalp pili bitmesin diye korkulardayız, çünkü onu yaşlı zannettiğimiz yaştayız. Gerçi o yaşlar her şeyi zannetme yaşlarıdır. Raconu odur. Zannedersin. Sonra anlarsın neyin ne zan olduğunu. "Mali" diyor, "bizimkiler seni sordu, bi görüştüreceğim". Başta evlilik teklifi gibi duyulan bu cümlenin aslında onun bölümünden birkaç kişinin benimle görüşmek istemesi durumu olduğu anlaşılıyor, derin bir oh çekiliyor, tamam deniyor, gidiliyor görüşmeye.


Matematik bölümünden iki kız, nedendir bilinmez, ne mana ile yapıldığı kafa yorucu bir tiyatro arayışındalar. İlleymiş, lazımmış, acilmiş, kanserle ilgili olacakmış, farkındalık içinmiş, yazar olarak beni önermişler, onlar da işte buradaymış ve benimle görüşmektelermiş. Muratla ben bakıyoruz birbirimize. Ulan diyorum içimden, ben şimdiye kadar adamakıllı tiyatro mu yazmışım? Ve kim önermiş ve yazar demiş ve parmakla göstermiş ki beni yazar kimliği üstüme yapışmış? Mutlu oluyorum ama. Tamam diyorum. Aslında kızlar hoşuma gidiyor, biraz da ondan kabul ediyorum. O yaşlar öyle yaşlardır ama. Hoşa gitme yaşları. Çok zamanlar sonra öğreniyorum ki, meğer kızların da gözleri bana kaymış da ondan biraz ısrar etmişler.


Kanserle ilgili başlıyorum bombok bir şeyler yazmaya. Dağılan tiyatro ekibinden en olmadık 3-5 tanesini en olmadık roller için ikna ediyoruz Muratla. Düşe Kalka tiyatro, hazır olun! Çıkıyoruz oynuyoruz. Oyunun adı "Her Şey Çok Güzel Olacak". Şimdi 15 sene sonra geriye dönüp bakınca oyunun adını güncelleyesim geliyor. "Her Şey Çok Boktan Olmuş". Ama keyif alıyoruz, tatlı zaman geçiriyoruz. Biz zaten Muratla zehirliyiz, şerbetliyiz ve müptezeliyiz bu tiyatro meredenin. Dilimizde tüy kalmamış, hep sahne tozu!


Oynuyoruz. Bütün Fuckülke ayakta alkışlıyor bu yarım saatlik acayip yeşilçam oyunu. Ağlayan zırlayan gırla. Okul tiyatro ile tanışıyor, okul şaşkın, okul garipsemiş, okul kültürleniyor, ha gayret belki muasır medeniyetler seviyesi! Okul şaşkın, biz okuldan şaşkın. Ben o zamana kadar blog yazmışım, duvarlara yazmışım, denemeler yazıp neyi denediğimi bile bilememişim. Ama ilk profesyonel anlamda tiyatro diyebileceğim oyunum ayakta alkışlanıyor bütün salon tarafından. Hoşuma gitmiyor değil. Kalemi bir daha bırakmıyorum elimden. Artık hayat, yazmalar üzerinedir!


Muratla gazı alıp kuruyoruz tiyatromuzu. Sonraki oyun yok satıyor! Büyük sükse... Ama bu yan hikayenin konusu, başka zamanların kelamı.


O yaşlar o yaşlardır. Kadınları tanımaya ve tanımlamaya çalışıyoruz. O kızlardan biriyle bu olaydan sonra 2 hafta kadar flört ediyoruz. Teşekkürü böyle ediyor, sonra da siktir ediyor beni. Dedim ya, kadınları tanımaya yeni başlamışız...


Okulda adım çıkıyor. Dekan yanımdan geçerken "Naber Mali" diye halimi hatrımı sormalar, sivil polis abilerin bir sıkıntın olursa bizi bulları, kantincinin ikramları... Bi nevi mahalli sanatçı oluyorum. Fuckülkenin sakinleri lakap bile takmışlar bana. Tiyatro Çocuk diyormuş adımı bilmeyenler. Çocuk lafı bi titretse de alnımdaki sinir damarını, sineyi millete dönüp ben de onları bağrıma basıyorum! Ben de sizi seviyorum hergeleler!


Fuckülkeden göçtüğümden beri neler oldu bitti bilmem ama duvarlarda yazılarım duruyor hala, onu kontrol ettim.


Her şey çok güzel oldu mu, işte onu kontrol edemiyorum...



 
 
 

Yorumlar


MALİSONSB.jpg

Düşişleri Bakanı'nın mesaisi...

İçeriklerden Haberin Olsun

Teşekkürler!

  • Instagram
  • Twitter

Bana ulaşman gerekirse...

Mesajınız için teşekkürler!

Kalite Kalite - Marka Marka

bottom of page