top of page

Ödevimiz: Turne

  • Yazarın fotoğrafı: Malibilgic
    Malibilgic
  • 4 gün önce
  • 4 dakikada okunur

Bir açık mikrofon gecesinde anlatmıştım sahnede üstünkörü. Acayip sorumsuz zamanlarım. Bir o kadar da kurak ve bıçkın ve bozkır zamanlarım. Anadolunun bağrında, mısır çöllerine taş çıkartan anlamsız bir ilçedeyim. Ben hep ilçelerdeydim gerçi. Hepsi de kendince büyük geçiniyor, ilce takılıyorlar. Ama ben kendimi hapsolmuş hissediyordum. Tanıdığım en komik insanlar da bu yaşadığım ilçedeydi. Bir askerde bir de orada tanıdım beni gülme krizine sokabilen insanları.


Lisedeyim. Evden çıkıp okula gidiyorum. Büyük bir kalabalık karşılıyor beni. Allah allah diyorum, yoksa bir başarım mı oldu yanlışlıkla ve istemeden çok pardon. Kalabalığı yararak binaya giriyorum, orası dışarıdan daha iğnenin yerden haberi yok bir durumda. Herkes bana bakıyor. Ve sonra bütün okul duvarlarında yankılanan çok tanıdık ve insanı taşa çeviren bir ses! "Neredesin ulan sen!" diye bağırıyor. Kalabalık yarılıyor bağıran kişi ile aramda koridor açılıyor ve yanlara geçiyor kalabalık, müsabakanın başlamasını bekliyor büyük bir heyecanla. Geldim işte diyorum, o kişiye, buradayım! Bu saatte mi, diyor. Sabah giderken uyandırsaydın o zaman! diyorum, gayet pişkin ama rafadan bir ses tonuyla. Çabuk sınıfına git beni deli etme, diyor babam. Koridordaki kalabalık müsabakanın kısa sürmesinden mutsuz dağılıyor. Zil çalıyor sınıflara giriliyor, baş sıraya konuyor ve uyunuyor. Teneffüste uyandırılıyorum, çölde yapacak bir şey olmadığı için kitap okuyorum, sevmediğim ders olursa çok güzel rüyalar sipariş edip tekrar cumburlop sıra!


İlk ne zaman yaptım bilmiyorum. Bir skeç oynadım. Öğretmenlerin "Evet arkadaşlar zil çalana kadar istediğinizi yapabilirsiniz, şarkı söylemek isteyen var mı?" diye sorduğu gayet boktan zamanlardan birinde oynadım sanırım. Çünkü ısrarla biri bok gibi sesiyle çok anlamsız ve arabesk bir şarkı söyler, sonra kızlardan biri ben de söyleyeceğim diyip acayip muhafazakar çöllerde pop müzik furyası başlatır, sonra sınıfın ilahici çocuğu yanık bir şol cennetin ırmakları patlatır, kendini en melankolik zanneden bir başkası şiir okur diye korkulardaydım. Bir gün attım kendimi ortaya ve size skeç oynayacağım dedim! Skeç? Pardon? Küfür edilmiyor inşallah bize, çünkü biz çöl insanları çok alıngan ve hassasızdır gibi bir surat ifadesi ile bakılıyor bana. Çıkıyorum sınıfın önüne başlıyorum oynamaya.


O sıralar gündemde bomba gibi bir "One Minute" olayı var. Davostan sesler yükseliyor, ama bu yükselen sesler suçlu psikolojisinden bunu herkes biliyor! Ben de gündemi yakalayan bir skeççi olarak, onu oynuyorum. Tek tek davos krizinde oturan herkesi oynuyorum. Sınıf gülmekten yerlerde, iğne atsan kahkahaya düşüyor! Gayet neşeli ayrılıyoruz edebiyat dersinden.


Öğleden sonra ilk teklifimi alıyorum, ama bunun bir teklif olduğunu bilmiyorum. Sınıfın kapısı çalıyor, neyin nöbetini tuttuğunu bilmeyen okulun nöbetçi öğrencisi içeri giriyor "Hocam yiaaa Falan hoca Filan sınıfa Maliyi çağırttırıyor bana şu an ve derhal" gibi acayip devrik bir cümle kuruyor. Ben çok mutlu olup dersten kaytaracağım düşüncesi ile sınıftan hışımla çıkıyorum. Filan sınıfa Falan hocanın yanına gidiyorum. Buyrun hocam beni çağırtmışsınız şu an ve derhal, geldim ne vardı diyorum. "Mali ya, şu skeci bir daha oynayıvır hele" diyor. Skeç? Pardon? Ben çok önemli ve bi bok anlamadığım fizik dersinden bu yüzden mi çağırttılıyorum şu an ve derhal? Ayrıca ne skeci? Oynayıvırılacak bir şey mi varmış? Diye düşünürken aklıma geliyor, ha şu skeç.... Hay Allah hatırlatıvırsana hocam!


Hay hay derhal, bittabi hocam. Başlıyorum başka sınıfın önünde skecimi oynamaya. Şimon Peres olarak sesim yüksek çıkıyor, moderatör olarak araya girmeye çalışıyorum, kulaklığıma çeviri yapamayan simültane tercüman oluyorum, "Bir dakikalar! Bir dakikalar!" diyorum... Skecim o sınıfta da ilgi görüyor, alkışımı alıyorum ve turne yorgunluğu ile memleketim olan kendi sınıfıma dönüyorum. Noldu oğlum diyor arkadaşlar, yok ya diyorum bizim camiada işler iyi bu aralar, ekstraya çıktım diyorum.


Teneffüs oluyor, diğer derse giriliyor. Aynı nöbetçi öğrenci yine geliyor. "Hocam yiaaa bu sefer de Filan hoca Maliyi Falan sınıfa emrettirtiyor bana" gibi salak bir söylemde bulunuyor. Ben Allah Allah diyorum... O hoca izlemedi ki, ne turnesi? Ayrıca böyle giderse ben derslerime devam edemem ve maazallah düşük alacağım dersten iyice düşük alırım da beden eğitimi öğretmeni olan o evde baba okulda hoca dediğim adam ağzıma sıçar diye düşünüyorum. El mecbur gidiyoruz. Sanat beklemez kardeşim!


Bu böyle yaklaşık 1 ay, mütemadiyen çağırıldığım bir turneye dönüşüyor. Gitmediğim sınıf, görmediğim hoca kalmıyor. Bütün lisede saygınlığım artıyor. Gerçek davos olayından daha çok ses getiriyor benim davos skecim. Sınavlarda +10 puan veriyor hocalar ve böylece 100 üzerinden 30 alabiliyorum sayısal derslerde.


Skecin güldürüsü bitiyor. Yeni bir yapıma ihtiyaç var. Ne varsa gündemde, başlıyorum oynamaya. O gün bir bakan açıklama mı yapmış, ertesi gün turnedeyim. Eurovisiona Hadise mi gidecekmiş, ertesi gün başka sınıfta oynuyorum. Artık durum bombok bir hal aldı. Hayır dersler umurumda değil, uyuyamıyorum okulda! Mesaili çalışan gibi kah o sınıfta kah bu sınıftayım. Baktılar olacağı yok, dönem sonu gösterilerini de bana yıktı sayın edebiyat hocalarım, bari bütün okul aynı anda izleyelim diye. Ama benim Anadolu turnesi gibi sınıf sınıf çağırılmalarım bitmiyor. İstek şarkı gibi ertesi güne skeç istekleri alıyorum! Onları yapınca seyirci daha da bir seviyor beni. Okul bahçesinde imza isteyenler, okul çıkışı otobüste bakışları ile beni delen kızlar artıyor... Bazı erkekler bana bileniyor. Yakışıklı olduğum yetmezmiş gibi bir de sanatçı çıktım, kendim olsam ben de kıl olurum bana abi!


Babam bu işe acayip sinirli, sanatın akademik hayatıma ket vurduğunu düşünüyor. Hobi olarak yine yapmamı, ama geleceğimi düşünmemi söylüyor. Bence çekemiyor diğer hocaları, onların sınıfları var. Beden eğitimi hocasının sınıfı mı olur? Olmaz! Bahçeye mi çağırsın beni? Malzeme odasında mı oynatsın skeçlerimi? Onun hakkı değil mi öğrencilerine sanat ısmarlamak? Gibi kıl oluyor bence sınıflı hocalara...


Tiyatrocu falan mı olsam diyorum. Sıçtırma bacağına diyor, aç kalırsın! Geleceğini düşün!


Gelecekten yazıyorum babacım, pek haksız da sayılmazmışsın hani!

 
 
 

Yorumlar


MALİSONSB.jpg

Düşişleri Bakanı'nın mesaisi...

İçeriklerden Haberin Olsun

Teşekkürler!

  • Instagram
  • Twitter

Bana ulaşman gerekirse...

Mesajınız için teşekkürler!

Kalite Kalite - Marka Marka

bottom of page